YUVA
Yaşam Salı, Mart 02, 2010
Dünyada ki yaşam hakkında ne biliyoruz?
Kaç tane canlı türünden haberdarız?
Dünyada ki yaşam macerasında her canlının farklı bir rolü her canlının özel bir yeri vardır. Onlar yaşadıkları yerlere uyum sağlarlar. Doğada kaybeden olmaz. Canlılar açlığını doğadan yatıştırır, canlılar tekrar çiçek açar. Hayvan sürüleri nesilden nesile soylarını devam ettiriyor. Doğada gereksiz ya da zararlı hiçbir şey yoktur. Terazi her zaman dengededir.
Dünya bir mucize, yaşam ise hala bir gizem..
İnsanoğlu 4milyarlık görkemli bir mirastan yararlanıyor. Sadece 200bin yaşında olmasına rağmen dünyanın çehresini şimdiden değiştiriyor.180bin yıl boyunca göç eden insanoğlu,uygun iklim koşullarıyla birlikte yerleşik yaşama geçti.Artık yaşamak için sadece avlanmaya ihtiyaç yoktu,av
hayvanlarının, bitkilerinin bol olduğu sulak yerlere göç ettiler.Toprağın su ve yaşamla birleştiği yere.
İnsanoğlunun büyük bir kısmı bugün bile sahil kıyılarında, göl kenarlarında yaşıyor ve yeryüzün de her 4 kişiden biri 6bin yıl önceki yaşamın imkânlarıyla yaşıyor.
Dünya boş bir mide ile fethedilebilir miydi?
Tarımın keşfi tarihi bir dönüm noktası olmuştur.10bin yıl öncesi,tarım en büyük devrim olmuştur.Binlerce yıl süren yiyecek telaşı hafızalardan silinmiştir,tahılı keşfeden insanoğlunun sofrasına zenginlik katılmıştır..
Bizim de yeryüzünde ki diğer canlılardan bir farkımız yok,tek endişemiz karnımızın doyması..
Çiftçilik, dünyadaki en yaygın iş koludur ve dünya insandan sabırla toprağı şekillendirmesini bekliyor…
Çiftçilik tıpkı bir gelenek gibi terle, emekle, zahmetle nesilden nesile aktarılıyor. Çünkü bu yaşam için gerekli olan ilk koşul…
Bu zamana kadar kas gücünü kullanan insanoğlu, artık doğadaki enerjiyi kullanmanın da bir yolunu buldu. Güneş enerjisi, kömür, gaz ve en önemlisi petrolü…
Dünya değişime uğradı, bu enerji insanoğlunu tarlada ki işini kolaylaştırdı. İnsanoğlu petrolle özgünleşti…
Amerika siyah altının olağan dışı devrimsel gücünden yararlanan ilk ülke oldu…
Son 60 yılda dünya nüfusu giderek hızlandı ve üçe katlandı.
2milyardan fazla insan şehirlere göç etti. Bugün 7milyarlık nüfusunun yarısından çoğu şehirlerde yaşıyor…
Tarlada ki inan gücü yerini makinelerin gücüne bıraktı.
Doğada her şey birbirine bağlıdır… İnsanoğlu kullandığı suyun %70’ini çaresiz tarıma yönlendirdi... Tarım artık petrolün egemenliğinde.
Amerika’nın Los Angeles şehrinde araba sayısı neredeyse inan sayısına eşit.Artık mesafeler km değil dakikalarla hesaplanıyor.Otomobiller konforun sembolü haline geldi,eğer her toplum bu yaşayış tarzını benimseseydi,bugün yeryüzünde 900milyon araç yerine 5milyar araç olacaktı..
Dünya geliştikçe enerjiye olan ihtiyaçta artıyor..
Dünyada ki nüfusun %20’si ayrıcalıklı bir güç olarak görünen mineral kaynaklarının %80’ini tüketiyor!
Dünya ticaret hacmi 1950’den bu yana 20 kat arttı. Ticaretin %90’ı deniz üzerinden yapılıyor, her yıl 500milyon konteynır taşınıyor.
Bizler hala doğayı tükettiğimizin farkında değiliz!
1950’den beri avlanan balık sayısı 5kat arttı,18milyondan 100 tona çıktı. Avlanma bölgelerinin 4/3ü ya yok oldu ya da yok olmak üzere. Büyük balıkların nesli tükendi, balık her 5 kişiden 1’inin temel besin maddesi iken yok olmak üzere… Kaynakların sınırlı olduğunu unutuyoruz…
500milyon insan göllerde yaşıyor, bu tüm Avrupa’nın nüfusunun toplamından daha fazla.
Su seviyeleri hızla azalıyor.
Bataklıklar yeryüzünün %6’sını kaplıyor ve suyun tazelenmesi, temizlenmesi için birer fabrika görevi taşırlar. Son yy.da dünya bataklıklarının çoğu kurudu.
Artık yılda 10 nehirden biri denize ulaşamıyor.
Hindistan gelecek yıllarda su kıtlığından en çok zarar görecek ülke olabilir..Yer altı su havzalarında kuruyor.Batı Hindistan da ki kuyuların %30’undan tamamen ümit kesildi.Binlerce ötede ise (Las Vegas ) günde tek bir kişi 800ile 1000lt. Civarında su tüketiyor.
Bu su kıtlığı 2025 yılında 2milyar insanı etkileyecek. Zengin ülkeler de bundan nasibini alacaktır.
Su, hava, toprak, yaşam dünya tam sihriyle gözlerimizin önünde…
Doğa da her şey birbirine bağlıdır.
Ormanlar yaşam için gerekli nemi sağlar ve iklimsel dengenin temel taşlarıdır. Ağaçların başlıca faydalarından biri de yeryüzünde ki biyolojik çeşitliliğin 4/3’üne ev sahipliği yapan doğal yaşam ortamını sağlamaktır. Ormanlar aynı zamanda ilaç deposudur. Yangınlar da küresel ısınmayı tehdit ediyor. En büyük yağmur ormanı Amazon 40 yıl içinde %20 küçüldü. En büyük ada, Borneo 10 yıl içinde yok olacak…
1950’den bu yana dünya nüfusu 3 kat arttı.
200bin yıldır yaşadığımız dünyamızı kökünden değiştiriyoruz.
Afrika en büyük petrol deposu ama nüfusunun %70’i açlık çekiyor, avuçlarının içindeki zenginlikten faydalanamıyor.
Her hafta 1milyondan fazla insan şehirlere göç ediyor.
Bugün her 6 insandan biri güvensiz, sağlıksız ortamlarda yaşıyor.
Yaklaşık 1 milyar insan aç geziyor.
Giderek el değmemiş ve sömürülmemiş topraklara ulaşıyoruz.Hiç kimsenin bir şeyleri değiştirmeye niyeti yok..
Petrol tankerleri giderek büyüyor, güneş ışığı biriktirmek şart!
Tüm bunların nedeni karbon. 10 yıl içinde atmosferi kazana çevirecek, atmosferi ısıtacak.
Dünyanın iklimsel dengesini mahvediyoruz.
Şimdi tüm gözler küresel ısınmanın en çok etkisini gösterdiği kutuplarda.. Her şey çok hızlı ilerliyor.Amerika Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan kuzey batı geçidi açılıyor,kıta buzulları eriyor..Küresel ısınmanın etkisinde kalan kıta buzulları son 40 yılda kalınlığının %40’ını kaybetti..Yüzey alanı her yaz mevsiminde biraz daha küçülüyor,böyle ki 2030 yılında (2015 de olabilir) tümü kaybolmuş olabilir..Kaynakların bu denli yok olması canlı türlerini de tehdit ediyor.İklim değişikliği de bu tehdidi arttırıyor…2050 de canlı türlerinin 4/1’i yok olabilir.Kutup bölgelerinde ise doğanın dengesi çoktan bozuldu…
Tatlı su tuzlu suya karışıyor.
Gronland buzulu tamamen erirse deniz seviyesi 7 metre yükselecek ve tüm topraklar tehdit altında. Her şeyin dengesi bozuluyor.
Kıyı şeritlerinde ve adalarda yaşayanlar kendilerine yeni ülkeler arayacaklar.En büyük 15 ülkenin 11 tanesi kıyılarda yaşıyor.İnsanlar zamanla su içmeden mahrum kalacak.Kuraklık tüm ülkelere yayılıyor..
12bin yıldır gelişmemizi sağlayan iklimsel dengeyi tehlikeye atıyoruz.
Bütün bunları değiştirmek için 10 yıldan fazla süre yok. Bunlar insan davranışlarının birer yansıması.
Dünya nüfusunun %20’si doğal kaynakların %80’ini tüketiyor.
Her gün 5bin insan kirli sudan ölürken,1 milyar insanın temiz suya ulaşma imkânı yok.
Tahıl ticaretinin %50’sinin çoğu hayvan yemi ya da biyolojik yakıt için yapılıyor.
Ekilebilir toprakların %40’ı uzun vadeli hasar gördü.
Her yıl 13 milyon hektarlık orman yok oluyor.
Canlı türleri normalden 100kat daha hızlı ölüyor.
Son 15 yılın ortalama sıcaklığı bu zamana kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık oldu.
KARAMSAR OLMAK İÇİN ÇOK GEÇ.
Eğitim hiç bu kadar ön planda olmamıştı, artık her 5 çocuktan biri okula gidiyor.
Karasularının %2’sini koruyabilmek için kollar sıvandı, bu çok büyük bir oran değil ama 10 yıl öncesinin 2 katı.
New York dünyanın cömertliğini keşfetti. Güney Kore de ki ormanlar savaştan tahrik olmuştu. Ancak %65’ini hayata döndürdüler..Kağıtların %75’i ise geri dönüşüm olarak değerlendiriliyor..
İlk doğal yaşam farkları 100 yıl önce kurulmuştu, bugün yeryüzünün %13’ünü kaplıyor ve canlı türleriyle toprağın korunması için elverişli bir alan teşkil ediliyor.
İnsanlığın ve doğanın arasındaki ahenk artık bir istisna olmasın…
Kosta Rica askeri harcamalarla topraklarını korunması arasında bir seçim yaptı. Ülkenin artık bir ordusu yok, kaynaklarını eğitime eko turizme ve ormanlara harcama kararı aldı.
Artık seçici davranılıyor ve her 1 hektarlık alanda sadece 3ağaç kesiliyor..
Tüketiciler olarak sorumluluk duymalıyız..
Tarımın doyuramayacağı karın yoktur..Et tüketimi azaltılırsa tüm dünya tarımın meyvelerinden yiyebilir..
Artık denizdeki zenginlikleri koruyan balıkçılar gördük..
Kendi enerjisini üreten evler gördük..
Yalnızca Çin de her hafta kömürle çalışan 2 elektrik santrali açıldığını gördük..
Dalgaların gücüyle elektrik üreten deniz yılanları gördük..
Danimarka da enerjini %20’sini rüzgar enerjisinin ürettiğini gördük..
Güneşin altında uzanan çöller gördük..
Güneş yeryüzündeki tüm insanlığın harcadığı enerjiyi bir saatte insana geri veriyor..Dünya var oldukça güneş enerjisi de tükenmeyecek..
Tek yapmamız gereken toprağı kazmayı bırakıp,gökyüzüne bakmaktır..Ekip biçmemiz gereken güneşin ta kendisi..
NAPALIM MI ??
Birlik olma vakti..Dünyanın sahip olduğu ormanların yarısı hala bizim,binlerce nehir, göl, buzul ve canlı çeşitleri de…
Çözümler elimizin altında,değişim için gereken güce sahibiz.
ÖNEMLİ OLAN KAYBETTİKLERİMİZ DEĞİL,GERİYE KALANLARDIR.
home belgeselinden yorumlanmıştır
Güler KURBAN
Emrah TUNCER






en sevdiğim belgesel,yazarken hiç sıkılmadım okurken de kimsenin sıkılcağını sanmıyorum :)
evet güzel dorusu . herkezin beyeneceğini düşünüyorum :)
Çok güzel bir çalışma olmuş emeği geçen arkadaşlarıma Teşekkürler ...
bu yazının sahibi güler arkadaşımdır. emeğini benle paylaştığı bende teşekkür ederim :)